GONUL PENCEREME HOSGELDINIZ

Ana Sayfa Profilim ArÅŸiv


Hakkımda

"Eğer bir iş senin ezelî ilminde benim dinim ve hayatım hakkında ve işimin akıbeti hakkında şerli ise onu benden geri çevir, beni de ondan vazgeçir ve benim için nerede olursa olsun yalnızca hayırlı olanı takdîr et, sonra beni ona râzı kıl."


Kategorilerim



Yazılarım

Hz.Ali’nin (k.v.) dilinden dua
DoÄŸumda Okunacak Dua
Dua
Namaz insanı terkeder mi?
Kırgın Durduğuma Bakma
Dostum Sana Emanet
Başlıksız
İyİkİ AĞladin GÖnÜl ÇİÇeĞİm
KURAN'DA DUA NASIL ANLATILIYOR?
ALLAH KORKUSUNU ANLAMAK
KURAN’DA AHİRET HAYATI
BiÇare
Gelseydin
YetiÅŸ Efendim
Hadis
Muharrem Ayı ve Aşure Günü (19 Ocak C.tesi 2008)
magfıret eyle yarab
efendımızın mubarek ayak ızı
Kıyamet Gününde Şeytanın Yeri Neresidir?
Kıyamet vakti!
Kıyamet haberleri!
Ye’cüc ve Me’cüc’e karşı Sedd-i Zülkarneyn
Cennet ve Cennet Ehlinin Durumu
Cehennemin İsimleri ve Sakinleri
Cehennem Nasıl Bir Yerdir?


Arkadaslarım

igra
serol43
edaca30
didoli82
metekan
sessizciglik1
kardelensiz
kadifece
guldiyarindan
Seyma .
nuray14ergun
yasemince37
bayramsekeri
telkirmayasemince
nurtaneleri


Bağlantılarım

* UGURBOCEGI HOBI FORUM
* HOBIDUNYAM WOMAN FORUM


Bannerim



Image Hosted by ImageShack.us




Zıyaretcılerım









Dostsıteler



Hz.Ali’nin (k.v.) dilinden dua

Hz.Ali’nin (k.v.) dilinden dua

Allah´ım! senin her şeyi kaplayan rahmetin hakkına; kendisiyle her şeye üstün geldiğin, karşısında her şeyin boyun eğdiği gücün hakkına; her şeye galip geldiğin ceberutun hakkına; önünde hiç bir şeyin duramadığı izzetin hakkına; her şeyi dolduran azametin hakkına; her şeye üstün gelen saltanatın hakkına; her şeyin fani olmasından sonra baki kalacak vechin hakkına; her şeyin temellerini dolduran isimlerin hakkına; her şeyi ihata eden ilmin hakkına ve her şeyi aydınlatan cemalinin nuru hakkına senden niyaz ederim.
Ey Nur, ey Kutlu, ey evvellerin evveli ve ey ahirlerin ahiri! Allah´ım! Benim ismet perdesini yırtan günahlarımı affet. Allah´ım! Bedbahtlıklara yol açan günahlarımı affet. Allah´ım! Nimetleri değiştiren günahlarımı affet. Allah´ım! Duanın icabetini önleyen günahlarımı affet.

Affet Allah’ım
Allah´ım! Belanın inmesine sebep olan günahlarımı affet.
Allah´ım! işlediğim bütün günahları ve yaptığım bütün hataları affet.
Allah´ım! Ben sana zikrinle yaklaşmak istiyorum ve seninle senden şefaat diliyorum ve cömertliğin hakkına beni kendine yaklaştırmanı ve şükrünü eda etmeyi bana nasip kılmanı ve zikrini bana ilham etmeni istiyorum.
Allah´ım! Huzur, huşu ve zelil olmuş bir dille, senden (hatalarıma) göz yummanı, bana merhametli davranmanı, beni verdiğine razı, kanaatkar ve her durumda mütevazı kılmanı diliyorum.
Allah´ım! İhtiyaç ve yoksulluğu şiddetli olan, ve hacetini zorluklar anında kapına getirene, katında bulunanlara büyük rağbeti olan kimsenin yalvarışı gibi sana yalvarırım.
Allah´ım! saltanatın büyük ve mekanın yücedir, tedbirin gizlidir; emrin açık; kahrın galip ve kudretin her yerde caridir;(yürürlüktedir) ve senin hükümetinden kaçmak imkansızdır.
Allah´ım! Senden başka günahlarımı affedecek; kabahatlerimi örtecek; kötü amelimi iyiye çevirecek birini bulamam.

Beni hizmetinde tut
Ey Rabbim, ey Rabbim, Ey Rabbim!
Ey Mabudum, ey Seyyidim, ey Mevlam ve ey benim Sahibim!
Ey varlığımı elinde tutan!
Ey zorluk ve çaresizliğimi bilen!
Ey fakirlik ve yoksulluÄŸumdan haberdar olan!
Ey Rabbim, ey Rabbim, ey Rabbim!
Hakkın, kudsiyetin, en yüce sıfatın ve ismin hürmetine senden dileğim şudur: Gece ve gündüzden oluşan vakitlerimi zikrinle canlandır ve beni kendi hizmetinde tut, ve amellerimi kendi indinde kabul buyur; öylesine ki, artık bütün amellerim ve zikirlerim tek zikir şekline dönüşsün, ve bütün hallerim senin hizmetinde geçsin.

Lütfunla, kereminle
Ey Seyyidim, ey güvenip dayandığım ve ey kendisine hallerimi sunduğum (Allah)!
Ey Rabbim, ey Rabbim, ey Rabbim!
Uzuvlarımı hizmetin için güçlendir; Sana yönelmemde kalbime güç ve sebat ver; Senden korkmada ve hizmetini sürdürmede bana öylesine bir ciddiyet ver ki, Sana kulluktaki yarış meydanlarında Sana doğru koşayım, ve bu yolda mücadele verenler arasında yer alıp hızla Sana doğru geleyim, ve Sana gönül verenler arasında Senin yakınlığına meyil edeyim, ve ihlaslılar gibi Sana yakınlaşayım, ve Senden yakiyn ehlinin korktuğu gibi korkayım, ve indinde müminlerle bir araya geleyim.
Allah´ım! Bana kötülük yapmak isteyeni cezalandır; bana tuzak kuran kimseye tuzak kur, ve beni, yanında en iyi pay alan, ve sana göre en yakın makama sahip olan, ve Sana hususi yakınlığı olan kullarından eyle, Gerçekten bunlara erişmek, ancak senin lütuf ve kereminle olur.

Yüceliğin hakkına
Cömertliğin hakkına bana cömert davran ve yüceliğin hakkına teveccüh eyle bana.
Rahmetin hakkına koru beni ve dilimi zikrine alıştır, ve kalbimi, kendi muhabbetine bağlı kıl, ve dualarımı iyi bir şekilde kabul etmekle beni minnettar eyle; yanılgılarımdan geç ve hatalarımı affet; muhakkak ki Sen, kullarının Sana ibadet etmelerine hükmettin; Sana dua etmelerini emredip, kabul etmeyi taahhüt ettin; o halde ey Rabbim! Yüzümü Sana çevirdim ve ellerimi Sana açtım; izzetin hakkına duamı kabul eyle ve arzularıma ulaştır; fazlın ve kereminden ümidimi kesme; beni insan ve cinlerden oluşan düşmanlarımdan koru.
Ey çabuk razı olan! Duadan başka bir şeye sahip değilim, affet beni; muhakkak ki sen her istediğini yaparsın.
‘Hazreti Ali’den devlet adamlarına öğütler
Hiddetine, gazabına (öfkene), eline ve diline hakim ol. -Sakın halkından uzun müddet uzak veya saklı durma.
- Halka sevgi ve merhamet besle. -Alçak gönüllü ve ölçülü ol. -Denetime önem ver. -Hiçbir işi ihmal etme. -Sana helal olmayan şeylerde nefsine karşı sıkı dur
- Hiçbir cezalandırman için katiyen sevinme. Sakın ”ben tam bir kudret sahibiyim, emrederim, itaat ederler” deme.
- Etrafındakilerden, ileri gelenlerinden ve akrabalarından hiçbirine katiyen toprak (devlet elindeki bütün imkanlardan yararlanma hakkı) verme.
- Adaletten katiyen ayrılma. Böyle yapmazsan zulmetmiş olursun.
- İnsanlar hakkındaki bütün kin düğümlerini çöz. Seni intikama doğru sürükleyecek iplerin hepsini kes. Sence açıklık kazanmayan şeylerin tümü hakkında anlamamış görün. Şunu bunu gammazlayanların sözüne sakın çarçabuk inanma.
- Alkışa ve yersiz övgüye müsamaha etmek insanı büyüklenmeye sevk eder ve kibire yaklaştırır. Sakın insanların iyisiyle kötüsü senin yanında bir olmasın.


Tarih: 01:14, 13/4/2008 Kategori: DUALAR
Yorum (14) | Yorum yaz | Bağlantı

DoÄŸumda Okunacak Dua

Doğumda Okunacak DuaDoğum, yerine göre hayatî tehlike arz eden bir ameliyat olabilir. Böylesine ciddî bir olay, elbette sadece mânevi dua ile geçiştiritlemez. Önce maddi tedbirler alınır, yâni gereken ebeye, doktora gidilir, alâka ve muayenesi temin edilir, Bundan sonra sıra manevî tedbire, yâni duaya gelir.
Nasıl sadece doktor kesin şifaya vasıta değilse, sadece dua da öyle kesin şifaya sebep olmaz. Zira ikisini de Rabbimiz emretmekte, hem maddî, hem de manevî tedbiri dinimiz istemektedir. Birini icra edip ötekini ihmal eden, elbette yarım iş yapmış olur. Tek kanatlı kuşun uçtuğu kadar başarı temin edilir.
Maddî tedbirden sonra alınacak manevî tedbiri, yâni okunacak duayı, Efendimiz şöyle tavsiye buyurmuştur:
l- DoÄŸum yapacak hanımın sıhhat ve kolaylıkla doÄŸumunu yapması niyetiyle, Önce Âyete’l-Kürsî okunur, sonra (Felâk ve Nâs) sûreleri okunur. Bunlardan sonra da ÅŸu âyet okunur:
"İnne rabbekümüllahüllezı halekas semavati vel erda fı sitteti eyyamin sümmesteva alel arşi yuğşil leylen nehara yatlübühu hasısev veş şemse vel kamera ven nücume müsehharatim bi emrih ela lehül halku vel emr tebarakellahü rabbül alemın"

(A'raf suresi 54. ayet)

Meali :

Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden Allah (c.c.)'tır. Gündüzü, durmaksızın kendisini kovalayan geceyle örten, güneşe, aya ve yıldızlara kendi buyruğuyla baş eğdirendir. Haberiniz olsun, yaratmak da, emir de (yalnızca) O'nundur. Alemlerin Rabbi olan Allah (c.c.) ne yücedir. (A'arf suresi, 54)

Resul-i Ekrem Efendimiz kızı Fâtıma validemizin doğumunda bu duayı okutmuş, netice sevindirici şekilde huzurlu ve sıhhatli bir doğum olarak tecelli etmiştir, Mübarek nesil Hazret-i Hasan ve Hüseyin Efendilerimiz böyle dualarla dünyaya gelmişlerdir.
Sıhhatli bir doÄŸum haberini alınca Allah (c.c.)’a şükretmek, konu komÅŸuda bulunan yoksullara yardım etmek, münasip olan bîr cömertliktir.
İçki içmek, içirmek, kumar oynamak, ahlâk bozucu eğlenceler tertip etmek ise nimete karşı nankörlük mânâsına gelen bir anlayışsızlıktır.


Tarih: 00:57, 13/4/2008 Kategori: DUALAR
Yorum (6) | Yorum yaz | Bağlantı

Dua

 

Ey Rabbim!

Boynumuzu büktük, benliğimizden soyunduk, Ellerimizi semaya değil - Senin mekanlar üstü arşına açtık, boş çevirme ya Rabbi! ..

Kalplerimizi nur-u MUHAMMED ile, nur-u kur’an ile nurlandır.

ALLAH’ım katından öyle bir rahmet ver ki .. Kalplerimize hidayet, iÅŸlerimize ve dağınıklarımıza düzen, içimize kamil iman, dışımıza Salih ameller, amellerimize temizlik ve ihlas ver. Rızana uygun istikameti ilham et. Kalplerimize huzur bulacağı dostlar nasip eyle!..

Ey alemlerin Rabbi olan ALLAH’ım! ..

İmanımızı mükemmelleştir.Fani varlığımızı ebedileştir. Kalbimizi bu dünya üzerinde çürümeye terk etme. Kalbimizi kalbine al.

Kalbimizde yaktığın iman ateşini nefsin ve şeytanın rüzgarlarıyla söndürme. İmandan sonra küfre düşürme. Gönlümüzü bin parça edip her birini boş hayaller peşinde koşturma.

ALLAH’ım!..
Kalp huzuru ver, hırs gözümüzü körelt.
Kafamız dünyevi heves ve hayallerin çarpıştığı bir kavga zemini olmasın.
Zihnimiz ve kafamızı marifet ilmiyle doldur.

İlahi sevginin tecelli ettiÄŸi,kainatın kalbi olan Habibin MUHAMMED Aleyhisselam’ın
muhabbetini kalbimizde ebedi kıl.

ALLAH’ım!..
Anlayışlarımız kıt amellerimiz az ihtiyaçlarımızı Sana arz ediyoruz
Rahmetine muhtacız ..
Halimiz’se sana ayan! ..

Kabul eyle ya Rabbi!..


Amin ..


Tarih: 01:01, 11/4/2008 Kategori: DUALAR
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Namaz insanı terkeder mi?

Kalbin ayarı kaçarsa namaz insanı terk eder!

Önce azaltır ziyaretlerini…

Ekstraları keser; günde yalnızca beş kez uğrar.

Sonra dörde indiriverir.

Sabahın o sağaltan bereket ikliminden mahrum kalırsınız.

İkindiler meşgaleye takılır, öğleyi de sürükler peşinden.

Akşam nazlı bir gelinin duvağının ardındaki tebessüm gibidir.


Kıymetini bilmez, zaman denen ırmağın akışına karşı müteyakkız olmazsanız, Sonunda o da göstermez olur yüzünü.


Yatsıyı yitirmek geceyi direksiz bırakmaktır.

Sabahı savsaklamanın gündüzü savunmasız bırakması gibidir bu.

Evrenin her an başınıza yıkılabileceÄŸini duyumsarsınız alıp verdiÄŸiniz her nefeste. “Oruçsuz neÅŸ’esiz” kalıverirsiniz sonra ortalıkta…

Bindiğiniz dalları kesmekten beter, beslendiğiniz kökleri kurutursunuz.


Namaz terk ederse sizi, sonunda oruç da bırakır.

Önce bir iki delik, sonra kalbura döner kalbiniz...


Namaz – oruç ikilisinin gurbetindeyseniz, reklâm vermeye cömert elleriniz, zekât vermeye cimrileÅŸir. Oysa zekât verebilmek dünyanın en büyük bahtiyarlıklarındandır. Bunu hak etmiyorsanız, mahrum bırakılırsınız.

Verebiliyorsanız, hâlâ sevinecek, hâlâ avunacak bir şeyiniz kalmış demektir.

Her an, önceki mevzileri kazanma gücüne kavuşabilir;

Her an oruçla ve namazla ödüllendirilebilirsiniz.

Önce zekât vermenin heyecanı terk eder kişiyi.
Heyecanını yitirdiğiniz şeyi hepten yitik sayabilirsiniz.

“İmanın halâveti” yitince geriye kuru ÅŸekiller kalır.

Ruhu çoktan uçup gitmiş bir namazın,

içi çoktan boşaltılmış bir orucun,

esprisi kaybolmuş zekâtın,

anlamı kaymış haccın, cihadın ve kurbanın faydası mı, zararı mı çok kestirmek güçtür.

Yitiğinin bilincinde olursa insan, onu yeniden arayıp bulmak, yeniden kazanmak için harekete geçebilir.

Ya sahtesiyle değiştirilmiş kopya bir namaza, oruca, zekâta, cihada tutunmuşsa bir ömür!

Vah o kiÅŸinin haline!
 
 
 
(((Şaşkın nefis!
Åžimdi necat umuyorsan, yoluna girmelisin.
Büyüklerin hâli sana bir şey söylemez mi: Oruçtan rengi sararanlar.. her gece sabaha kadar namaz kılanlar.. Kur'an'ı günde iki defa hatmedenler.. ağlamaktan gözlerini kaybedenler.. bütün bunlara rağmen akıbetinden endişe edenler...
Söyle bana onlar mı hatalı yoksa sen mi çok rahatsın?)))
 

Tarih: 04:00, 10/4/2008 Kategori: GONULDEN YAZILAR
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

Kırgın Durduğuma Bakma

 
Kırgın durduğuma bakma, aslında bende herşey aynı.
Hüzünlere olan bu bağlılığım, eskiden kalma.
Hüzünler biraz daha sanki bana benziyor.

"Hiç değişmeyeceksin" diyor bir dostum.
Bu söz , tarifi imkansız bir mutluluk veriyor bana.
Aslında yeni bir başlangıç için; yaşım ve rüzgar müsait.
Ama gerekli dermanı dizlerimde ve yüreğimde bulamıyorum.
Yokuşları çıkarken yaşıma yakışmayan bir daralma oluyor nefesimde.
Bu darlıkta neyi değiştirebilirim ki?
Yaşım daha küçük yüreğimden.

Ben aslında rüzgar olsam, hep doğudan eserdim.

Ben aslında, hayatın sayfalarına ölüme dair dipnotlar hiç düşmedim.

Ben aslında, bir gün kapımın umuttan yana çalınacağına emindim.

Ben aslında, hayat ile hayali hep birbirine karıştırırdım.

Ben aslında anladım, yaralarıma uzanacak ellerin çok uzak olduğunu.

Ben aslında anladım, cami avlusuna terkedilen kundaklık bir çocuktan bir farkım olmadığını.

Ben aslında anladım, hayatımın hep yamalardan ibaret olduğunu.

Ben aslında, cürmüm kadar yer yakardım.

.....

'Neyse' deyip toparlanmalıydım artık.
Dökülen cümlelerimi, kırılan gençliğimi, darmadağın olan hayatımı onarmalıydım ve yeniden kalkabilmeliydim düştüğüm yerden.
Bu kadar hassas olmanın vakti değildi artık.
Küçük yaralarımla uğraşarak kaybedecek vaktim yoktu.
Zira hayatın tutunacak dalları vardı.
Asılmalıydım ben de zayıf kollarımla hayata; sabrı öğrenmeliydim.
Sıkıca tutmalıydım bana uzanan elleri.

Değişmem zor aslında.
Acılar hep aynı çünkü.
Acılarım hep aynı...

Yine de değişmeliyim, ey rüzgarlı hüznüm.
Ne tarafa eseceÄŸin belli deÄŸil, biliyorum.
Biliyorum, denizi özlemem de kar etmez.
Kimbilir belki masal olsaydı yaşadıklarım, bir umut olurdu hep Kafdağı'nın ardında. Ama masal değil yaşadığım, biliyorum.
Belki de oturup ağlayarak başlamalıyım değişmeye...
Oturup ağlamalıyım halime.

Belki tebessümlerimin bereketsizliği de terkeder beni böylece, kimbilir...
 
...aLıntı...

Tarih: 03:52, 10/4/2008 Kategori: GuLiSTAN
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Dostum Sana Emanet

 
Dost mu dersin,arama taa oralarda,neden bakarsın ki bu kadar uzaklara..?

Bazen olur,görürsün onu kapının ardında,belki de eşikte iki oda arasında kaldığında!!

Eğer aradığın zor günde,sevdiklerin birbirinden köşe bucak kaçtığı günde tutmaksa elini,
öyle bir yerde karşılaşmalısın,öyle bir yerde tanışmalısın ki onunla;
başladığı gibi devam edip,her geçen gün daha da büyümeli,
güvenmelisin nasıl inandıysan Allahu tealanın varlığına,
son anda o yetiÅŸtiÄŸi zaman ilahi kabul etmeli ÅŸehadetini..

Eğer bir gece de karşılaştıysan sana güneş olmalı,
fecr de karşılaştıysan nida olmalı,
küçük ölüm anında seni uyandıran ezan olmalı
ve sen olmalı titrediğin bu kez son dediğin anda!!

Onunla paylaştığın sofra olmalı tek kabdan yenen,
içtiğin su zemzem tadında,
belki de baktığın seccade
vesile olmak için cennet-i ala ya!!

Dört duvar arasında kalmamalı bu dostluk sır gibi,
Açılmalı okyanuslara,sevdaya teheccüdde duayla...

Taşmalı duygular onla sarıldığında,
gözüne bakmaya kıyamamak,
çıplak ayaklı yürüdüğünde üşümek onun yerine..
ve sızlasa saçının bir teli,canından can koparmak olmalı..!

Ve eğer o varsa durmalı tüm mânâ!!

Artık öğrendim dostluğun yıldızlar ve gece gibi olduğunu
ve öğrendim ki her yıldız benim dostum
ve her dostum benim gecem!!

İlahi;burada olmamı sen istedin,etrafımdakileri sen gönderdin..

Cenneti âlâ'da sevdiklerimizden ayırma,

Sen kaviy'sin,bizi,dostluÄŸumuzu, muhabbetimizi kaviyy eyle..





...alıntı...

Tarih: 03:49, 10/4/2008 Kategori: GuLiSTAN
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı


Tarih: 00:40, 30/1/2008 Kategori: GuLiSTAN
Yorum (5) | Yorum yaz | Bağlantı

İyİkİ AĞladin GÖnÜl ÇİÇeĞİm

Yine buğulusun gönül çiçeğim, yine damlıyorsun, yine ağlıyorsun.

Yüreklerdeki fırtınalara, dondurucu soğuklara rağmen damlarsın yüreklere sımsıcak. Gül kokmayan bir yürek gördün mü, salıverirsin damlalarını hemencecik.


Hep ağlıyorsun Gönül çiçeğim,

Riyasız, hesapsız, gönülden damlıyorsun. Güle ait gönül damlalarında riya olmazmış zaten. Uzaklardaki gülün kokusunu aldın mı buğulanır çiçeklerin. Gülden haber etmeyiversin bir söz, gülü anımsatmayıversin bir koku hemencecik aşka gelir ıslatıverirsin dikenlerini. Döküverirsin içinde ne varsa aşka dair. Kokuverirsin gül yaprağı yaprağı. Sevdaysa sevda, hasretse hasret, hüzünse hüzün ne varsa buğulu bulutlarında, yağmur eder sunarsın bahara.

İyi ki ağlarsın gönül çiçeğim,

 


Çiçeklerin umut kokar. Kar yağmış, don vurmuş ne gam. Sen çiçeklerini açtın ya. Bembeyaz ışıttın ya gönül baharlarını. Karakışa meydan okudun ya narin yapraklarınla. Ondandır ki bahara yeltenir oldu tüm ağaçlar. Çiçekler umutlanır oldu tomurcuklar içinde. Karlar altında kalmış olan bahar, meydan okur oldu karakışın dondurucu beyazlığına. Baharı bile umutlandırdın ya gönül çiçeğim, gam sana yakışmaz gayrı. Mahzunluk sana yakışmaz, mahcupluk sana yakışmaz. Gam bizim işimiz, hüzün bizim işimiz gayrı.

İyi ki ağladın gönül çiçeğim,

Sen beyaz çiçeklerinle açmasaydın, sen beyazlığını damla damla düşmeseydin karakışın hüküm sürdüğü buzdan yüreklere, hangi ağaç meyveyi umut ederek çiçeklerini salardı karakışın bağrına? Hangi çiçek güneşli güzel günleri umut ederek tomurcuğunu terk ederdi? Hangi beyaz kelebek, soğuktan kenetlediği titrek kanatlarını semaya açarak kanatlanırdı.

İyi ki ağladın gönül çiçeğim,

Çiçeklerini açarken, özünden döktüğün damlaların sahte olduğundan dem vuranlar olduysa da, zamansız ve hesapsın buğulandığını düşünenler olduysa da... Öze hüzün gerek değil. Sen damlamasaydın karlara, karların eriyişinden kim söz edebilirdi? Kardelenler nazlı çiçeklerini açar mıydı beyaz karlara inat? Kim beyazlığın sadece karda değil, çiçeklerde de olabileceğini düşünebilirdi.

İyi ki ağladın gönül çiçeğim,

İyi ki döktün beyaz yapraklarını. Sen de açmasaydın gönül çiçeğim, kara bulutların arkasındaki mavi gökyüzüne olan özlemler yeşermezdi dallarda. Belki hüzün savrulurdu sadece ağaçların kuru dallarında tipiyle karışık. Belki yağmur nedir bilinmezdi. Oysa sen hep gülü savurdun gökyüzüne, hep gülü koklattın rüzgarlara. Kelimelerin özüne hep gülü fısıldadın. Şimdi karakışın bağrında fırtına, boran da olsa hep senin dallarında açtığın beyazlığı savurur etrafa. Sen bilirsin ki bir çiçek ölmeden, meyve dirilmez.

İyi ki ağladın gönül çiçeğim,

Taze genç kızlar, senin sunduğun beyazlıktan esinlenerek, beyaz gelinlikler düşler oldu. Genç delikanlılar beyaz gelinlikli taze çiçekler düşler oldu. Adın baharla birlikte anılır oldu gönül çiçeğim. Rüzgarlarla karlara savrulan her yaprağın, karlara baharı hatırlattı. Çiçeklerin sıcak gözyaşlarıydı zira. Gözyaşları yağmuru, yağmur baharı hatırlattı sonra.

İyi ki ağlamışsın gönül çiçeğim,

Şimdi bildim, sürgünlüklerin, hasretliklerin, hüzünlerin neden senin dostun olduğunu. Sen gülü damladın karakışın rüzgarlarına. Gülü saçlarına takıp giden rüzgarlar, gözyaşlarını da taşıdı yedi iklime. Gül senin damlalarının özüydü çünkü. Gül sevginin özüydü. Hasretlikler, hüzünler, ayrılıklar gülün kokusudur çünkü. Sen gül kokuyorsun çünkü.

İyi ki ağladın gönül çiçeğim,

Şimdi senin çiçeklerinle sevgiliyle serenat eden, sevdalıların vardır.
Sonra, takıp rüzgarların terkisine beyaz çiçeklerini, savrulan ve hırpalanan ve dondurucu karlar üzerinde düşüp kalan narin ve fedakar çiçeklerin vardır. Hasretleri, beyaz gözyaÅŸarında donup kalanların vardır. Gül diye karları avuçlayanların vardır. Biz savrulduk rüzgarlarda, biz donduk senin damlalarınla karlarda. Dedin ya; “Çiçekler ölmezse meyveler olmaz.’’ Tomurcuklar da yok olmazsa güller açılmaz. Kar taneleri arasından gül fideleri yeÅŸerdi ÅŸimdi.

Ölürsem başucuma bir gül dikilsin,
Ölürsem başucuma bir gülle gelinsin,
Gönül çiçeğim,
Bak yine ağlıyorsun!...


Tarih: 00:16, 30/1/2008 Kategori: GONULDEN YAZILAR
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

KURAN'DA DUA NASIL ANLATILIYOR?

 

KURAN'DA DUA NASIL ANLATILIYOR?

En son ne zaman dua ettiÄŸinizi düşündünüz mü?... Bu soruya farklı cevaplar verilebilir ama ortak nokta herkesin bir ÅŸekilde dua ettiÄŸi olacaktır. İnsanlar elbette her yerde, her ortamda, istedikleri herÅŸey için Rabbimiz olan Allah'a dua edebilirler. Allah iman edenlerin her ortamda dua edebileceklerine, Kendini zikredebileceklerine aÅŸağıdaki ayetlerle dikkat çekmiÅŸtir:   

Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) “Rabbimiz, Sen bunu boÅŸuna yaratmadın. Sen pek Yücesin, bizi ateÅŸin azabından koru.” “Rabbimiz, şüphesiz Sen kimi ateÅŸe sokarsan, artık onu ‘hor ve aÅŸağılık’ kılmışsındır; zulmedenlerin yardımcıları yoktur.” “Rabbimiz, biz: “Rabbinize iman edin” diye imana çaÄŸrıda bulunan bir çağırıcıyı iÅŸittik, hemen iman ettik. Rabbimiz, bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve bizi de iyilik yapanlarla birlikte öldür.” “Rabbimiz, elçilerine va’dettiklerini bize ver, kıyamet gününde de bizi ‘hor ve aÅŸağılık’ kılma. Şüphesiz Sen, va’dine muhalefet etmeyensin.” Nitekim Rableri onlara (dualarını kabul ederek) cevab verdi: “Şüphesiz Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden bir iÅŸte bulunanın iÅŸini boÅŸa çıkarmam…” (Al-i İmran Suresi, 191-195)

Bunların yanısıra bir de duanın, en güzel, en makbul şekli vardır ki Kuran'da bunlar ayrıntılarıyla anlatılmıştır.


Tarih: 21:37, 29/1/2008 Kategori: DUALAR
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

ALLAH KORKUSUNU ANLAMAK

 

Şu anda cehennemin kenarında olsanız ve oradaki zebanilerin cehennem ehline yaptıkları dayanılmaz işkenceleri gözünüzle görseniz, cayır cayır yanan ateşin uğultusunu, cehennem ehlinin çığlıklarını, kemiklerini çatırdatan inlemelerini, kahırla nefes alıp vermelerini, bir kez daha dünyaya geri dönmek isteyen pişmanlık dolu yalvarışlarını duysanız ve sonra tekrar dünyadaki yaşamınıza geri döndürülseniz acaba hayatınızda neler değişirdi? Hiç kuşku yok ki içinizi tarifsiz bir korku kaplar, bambaşka bir insan olurdunuz. Hayatınızı bütünüyle farklı düzenlerdiniz. Etrafınızdaki insanların bu gerçeği göz ardı ettikleri için büyük bir gaflet içinde olduğunu düşünür, olanca gücünüzle ahiret için çabalardınız. Allah'a karşı günah olabilecek herşeyden şiddetle sakınırdınız. Ahiret hayatınızı riske sokabilecek en ufak bir söz ya da davranış korkudan içinizi titretir, hemen Allah'a yalvara yalvara, ürpertiyle dua eder, bağışlanma dilerdiniz. Gördükleriniz, duyduklarınız bir an olsun aklınızdan çıkmazdı, kendi sonunuz için aynı ihtimali düşünmekten Allah'a sığınırdınız.

Allah'ın sevgisini kazanmak, O'nun azabından kurtulmak için malınızı, canınızı, tüm enerjinizi kullanırdınız. Üstelik bunların hepsinde ölene dek sabırlı ve kararlı olur, karşınıza bir zorluk çıksa bile bu size zorluk gibi görünmezdi. Kimse sizi yolunuzdan çeviremez, Allah'ın rızasından taviz verdiremezdi. Her şart ve koşulda, her durumda ahiretiniz için yapabileceğinizin en fazlasını yapardınız. İnsanların, toplumların ne yaptıkları, nasıl bir hayat tarzını benimsedikleri, hangi ideolojilerin peşinden koştukları sizi hiç mi hiç ilgilendirmezdi. Her halinizle ve her tavrınızla sadece Allah'ın hoşnutluğunu kazanmaya çalışırdınız. Allah'ın emir ve yasakları konusunda son derece titiz olduğunuz gibi insanlara da bunu anlatır, her gördüğünüz kimseyi bu gerçekle uyarırdınız. En büyük hedefiniz, tek amacınız Allah'ın dostluğunu kazanmak olurdu ve kendinizi tamamen O'na teslim ederdiniz. "... taşlardan öyleleri vardır ki, onlardan ırmaklar fışkırır, öyleleri vardır ki yarılır, ondan sular çıkar, öyleleri vardır ki Allah korkusuyla yuvarlanır..." (Bakara Suresi, 74) ayetindeki benzetmeyle vurgulanan korkunun şiddeti sizin de üzerinizde tecelli ederdi.

Peki şu an cehennemi görmemiş olmanız mı sizi gereği gibi korkup sakınmaktan ve buna göre yaşamaktan alıkoyan? Oysa Allah cehennemin varlığını pek çok ayetinde haber vermekte, cehennemi insanlara tüm detaylarıyla tanıtıp, ondan sakındırmaktadır. Kaldı ki vakti geldiğinde cehennemi görmeyen insan kalmayacaktır. Allah bunu kesin olarak haber vermiştir. Ancak ondan yalnızca Allah'tan korkup sakınanlar kurtarılacak, diğerleri diz üstü çökmüş bir biçimde bırakılacaktır:

Sizden ona girmeyecek hiç kimse yoktur. Bu, Rabbinin kesin olarak üzerine aldığı bir karardır. Sonra, takva sahiplerini kurtarırız ve zulmedenleri diz üstü çökmüş olarak bırakıveririz." (Meryem Suresi, 71-72)

Ama unutmayın ki, orada diz üstü çökmüş olarak kaldıktan sonra cehennemi görmenin insana bir faydası olmaz. Çünkü orası artık geri dönüşü olmayan bir yerdir…

 

 

http://www.allahkorkusu.com/html/Allah_Korkusu(makale).htm


Tarih: 21:29, 29/1/2008 Kategori: ALLAH KORKUSU
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı
<- Sonraki Sayfa ->


BLOG DESİNG BY EDACA30