GONUL PENCEREME HOSGELDINIZ

Ana Sayfa Profilim Arşiv


Hakkımda

"Eğer bir iş senin ezelî ilminde benim dinim ve hayatım hakkında ve işimin akıbeti hakkında şerli ise onu benden geri çevir, beni de ondan vazgeçir ve benim için nerede olursa olsun yalnızca hayırlı olanı takdîr et, sonra beni ona râzı kıl."


Kategorilerim



Yazılarım

Hz.Ali’nin (k.v.) dilinden dua
Doğumda Okunacak Dua
Dua
Namaz insanı terkeder mi?
Kırgın Durduğuma Bakma
Dostum Sana Emanet
Başlıksız
İyİkİ AĞladin GÖnÜl ÇİÇeĞİm
KURAN'DA DUA NASIL ANLATILIYOR?
ALLAH KORKUSUNU ANLAMAK
KURAN’DA AHİRET HAYATI
BiÇare
Gelseydin
Yetiş Efendim
Hadis
Muharrem Ayı ve Aşure Günü (19 Ocak C.tesi 2008)
magfıret eyle yarab
efendımızın mubarek ayak ızı
Kıyamet Gününde Şeytanın Yeri Neresidir?
Kıyamet vakti!
Kıyamet haberleri!
Ye’cüc ve Me’cüc’e karşı Sedd-i Zülkarneyn
Cennet ve Cennet Ehlinin Durumu
Cehennemin İsimleri ve Sakinleri
Cehennem Nasıl Bir Yerdir?


Arkadaslarım

igra
serol43
edaca30
didoli82
metekan
sessizciglik1
kardelensiz
kadifece
guldiyarindan
Seyma .
nuray14ergun
yasemince37
bayramsekeri
telkirmayasemince
nurtaneleri


Bağlantılarım

* UGURBOCEGI HOBI FORUM
* HOBIDUNYAM WOMAN FORUM


Bannerim



Image Hosted by ImageShack.us




Zıyaretcılerım









Dostsıteler



Kıyamet Gününde Şeytanın Yeri Neresidir?

 

Kıyamet gününde, şeytan için cehennemde bir minber kurulur. Şeytan o minberin üzerine çıkar. Kafirler ve dünyada kendisine uyan kimseler şeytana şöyle derler: “Ey Mel’un! Bizi doğru yoldan sen saptırdın!” 

    Şeytan da onlara şöyle cevap verir: “Şüphesiz Allah! Gerçek bir vaadde bulunmuştu. Ben de size vaadde bulunmuştum. Fakat vaadimi bozdum. Benim sizin üzerinizde bir nüfuzum yoktur. Fakat sizi sapıklığa çağırdım. Siz de bana uydunuz. O halde beni kınamayın, nefsinizi kınayın. Artık ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Daha önce beni Allah’a ortak koşmanızı reddediyorum. Elbette zalimlere can yakıcı bir azap vardır.” (İbrahim; 22)

    Buradan da anlaşıldığına göre, bizleri Allah-u Zülcelal’e asi olmaya çağıran, daha sonrada insanı yarı yolda bırakan şeytanın peşinden gitmenin ne kadar yanlış olduğu apaçık ortadadır.     Şimdi bütün bunlara bakarak, bizleri cehenneme müstehak edecek hatalardan uzak durmalı ve cennete müstehak edecek Salih amellere sımsıkı sarılmalıyız. Kıyamet gününde bizleri cehennem ateşinden kurtaracak yegane şey budur. Bu kısacık dünya hayatında nefs ve şeytana uymak çok büyük bir hatadır.

   Unutmayalım! insanın dünyada yaşadığı hayatın her anının hesabını vereceği o büyük gün mutlaka gelecektir. Cehennem günahkarlar için elem, keder ve eziyet yeridir.    O gün Allah'a ve karşılaşacakları bu güne inanmış olanlar cehennemi hiç gğrmeyecekler, inkar edenler ise korunç azap ve hüsrana uğrayacaklar.    Ayet-i kerimede; “Beni zikredin, bende sizi zikredeyim.” (Bakara; 152) buyurulmuştur. Bizim O’nu zikretmemiz, dünyadayken O’nun emirlerine itaat edip, Salih amelleri işleyip günahlardan kaçınmamızdır. O’nun bizi zikretmesi ise, bu zor yerlerde imdadımıza gelmesi ve bizlere yardım etmesidir.

   O halde Akıllı bir insan gibi nefsine sor; cennet bahçelerinde huzur ve zevkle dolaşmak mı, yoksa cehennem çukurlarında azap çekmek mi ister? Tabi ki nefis güzel olanı, cennet bahçesini ister.

   O zaman anlatılanları sadece okumakla kalma, kalp gözüyle görerek yaşa ve o gün için salih amel işleyerek hazırlık yap.

   Çünkü her şeyin üzerinde insanın en büyük kazancı kuşkusuz Allah’ın rızasıdır.


Tarih: 13:34, 1/8/2007 Kategori: KIYAMET
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Kıyamet vakti!

 

                          

 

Kıyamet saatinin geleceğinden şüphemiz yoktur. Esas olan budur. Kur’ân-ı Kerim kıyamet günü haberleriyle doludur. Kıyamet saatinin ne zaman geleceği konusunda ise bilgi sahibi değiliz. Kullara bildirilmeyen beş şeyden birisi budur ve bunun bilgisi Allah katındadır. Kur’ân buyurur ki: “Kıyamet vaktine dair bilgi Allah katındadır.”1

1- Allah’a ait olan ve bize bildirilmeyen bir bilgiyi öğrenmeye çalışmakla bir şey elde edemeyiz. Bu bize bir kemal de vermez. Allah’ın, “Vakti yakındır”2 diye bildirdiği, fakat vaktini bildirmediği o büyük olaya iman etmek ve elimizden geldiğince ona hazırlanmak bizim için yeterlidir.

2- Kıyamet vaktinde, Allah’ın emri gelir gelmez yeryüzü derhal harap olacaktır. Bu büyük olay, yirmi dört saatlik zaman dilimi içinde “güneşin batışı ile akşam vaktinin girişine” benzetilmiştir. Öyle ki, kâinâtın hayat güneşi batacak ve kâinât akşam vaktine girecektir. Nitekim Bediüzzaman Hazretleri sabah namazı vaktini kâinatın ilk yaratıldığı âna, öğle namazı vaktini dünya yüzünde insanın, yani Hazret-i Âdem’in yaratıldığı zamana, İkindi Namazı vaktini ahir zaman Peygamberi Hazret-i Muhammed’in (asm) geldiği zamana, akşam namazı vaktini güneşin batmış olması sebebiyle Kıyamet öncesinde dünyanın harap olması vaktine benzetmiştir. Bir yandan güz mevsiminden sonra pek çok mahlûkatın batışını, diğer yandan insanın vefatını hatırlatan akşam namazı vakti, öte yandan dünyanın Kıyamet öncesi harap oluşunu hatırlatıyor.

3- Şu halde bu sözle kıyametin akşam vakti kopacağını değil; kıyametin kopuşunun akşam vaktine benzediğinin, her akşam vaktinin bize kıyametin kopuşunu hatırlatıp geçtiğinin anlatılmak istendiğini anlamalıyız.

Haiye-Dipnot:
1- Lokman Sûresi: 34;
2- Kamer Sûresi: 1;
3- Sözler.


Tarih: 13:33, 1/8/2007 Kategori: KIYAMET
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Kıyamet haberleri!

 


 “Yahudilerle Müslümanlar arasında büyük bir savaş çıkmadıkça kıyametin kopmayacağını bildiren hadisler var. Varsa açıklamasını yapar mısınız?”

Peygamber Efendimiz (asm) kıyamete kadar gelecek bütün günleri hiç şüphesiz görmüştür ve haber vermiştir. Verdiği haberler de zamanı geldiğinde sabah güneşi gibi çıkmıştır veya çıkmaya namzettir. Fakat gelecek haberleri olduğundan teklif sırrını incitmemek için perdeli haber vermesi gerekiyordu. O da perdeli haber verdi. Kıyamet haberleri bunlardandır.

Şimdi Peygamber Efendimizin (asm) gelecekle ilgili verdiği haberlerden birkaç tanesine bakalım:

* Hz. Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah Aleyhissalâtu Vesselâm buyurdular ki: ‘Nefsim kudret elinde bulunan Allah’a yemin olsun ki, imamınızı öldürmedikçe, kılıçlarınızı birbirinize kullanmadıkça, dünyanıza kötüleriniz vâris olmadıkça kıyamet kopmayacaktır.’”1

* Hz. Ebû Hüreyre (ra) ve Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah Aleyhissalâtu Vesselâm buyurdular ki: ‘Kıyamet kopmazdan önce gece karanlığının parçaları gibi fitneler olacak. O vakit kişi mü’min olarak sabaha erer de kâfir olarak akşama kavuşur. Mü’min olarak akşama erer, kâfir olarak sabaha kavuşur. Birçok kimse azıcık bir dünyalık mukabilinde dinlerini satarlar.’”2

* Ebû Mûsâ radiyallahü anh anlatmıştır: “Resûlullah Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm şöyle buyurdu: ‘Sizden sonra gelecek günler vardır ki, o günlerde ilim kaldırılacak ve herc çoğalacaktır!’

“Ashab-ı Kirâm (ra):

‘Yâ Resûlallah! Herc nedir?’ dediler.

“Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtu Vesselâm:

‘Öldürmektir. Öldürmektir. Öldürmektir’ buyurdu.”3

* Ömer ibn-i Hamza (ra) bildirmiştir: “Resulullah Aleyhissalâtu Vesselâm buyurdular ki: ‘Sizler Yahûdîlerle muhakkak savaşacaksınız! Harp o kadar şiddetli olacaktır ki, hattâ taş: ‘Ey Müslüman! Şu arkamdaki bir Yahûdî’dir! Gel de onu öldür!’ diyecektir.”4

* Abdullah bin Ömer (ra) bildirdi: “Resûl-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm şöyle buyurdu: ‘Yahûdîler sizinle savaşacaktır! Fakat netîcede siz onlara musallat kılınacaksınız! Öldürme o kadar şiddetli olacak ki. Bir kaya parçası: ‘Ey Müslüman! Şu arkamda duran kişi bir Yahûdî’dir. Onu öldür!’ diye haber verecektir.”5

* Ebû Hüreyre (ra) bildirmiştir: “Resûl-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm şöyle buyurdu: ‘Müslümanlarla Yahudiler harb etmedikçe kıyâmet kopmayacaktır. O harpte Müslümanlar (gâlip gelerek) Yahudileri öldürecekler. Öyle ki, Yahudi, taşın ve ağacın arkasına saklanacak da, taş veya ağaç; ‘Ey Müslüman, Ey Allah’ın kulu, şu arkamdaki Yahudi’dir, gel de onu öldür!’ diye haber verecektir. Sadece Garkad ağacı müstesna, çünkü o, Yahudilerin ağaçlarındandır.”6

* Ebû Hüreyre (ra) bildirmiştir: Resûl-i Ekrem Efendimiz aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurdu: “İlim inkırâza-sönmeye- uğramadıkça, depremler çoğalmadıkça, zaman yaklaşıp gece ile gündüz bir olmadıkça, fitneler meydana çıkmadıkça, adam öldürme olayları artmadıkça, aranızda mal çoğalıp sel gibi akmadıkça, halk yüksek kâşâneler yapma yarışına girmedikçe kıyâmet kopmayacaktır. Kıyâmet öyle bir ansızın kopacaktır ki, sağmal devenin sütünü sağıp gelen kişiye sütü içmek nasip olmayacaktır. Yemek yiyen kişi lokmasını ağzına götürecek, fakat yemek nasip olmadan kıyamet ansızın kopacaktır.”7

* Hz. Ebû Bekir radıyallahu anh anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Ümmetimden bir kısım insanlar Dicle denen bir nehir yanında, Basra denen geniş bir düzlüğe inerler. Nehrin üzerinde bir köprü vardır. Oranın halkı kısa zamanda çoğalır ve Müslümanların beldelerinden biri olur. Ahir zamanda geniş yüzlü, küçük gözlü olan Benî Kantûra gelip nehir kenarına inerler. Bura halkı üç fırkaya ayrılır:

“- Bir fırka sığır ve kır develerinin peşlerine takılırlar (dünya işlerine çok dalarlar, bunlar) helâk olurlar.

“- Bir fırka nefislerini(n kurtuluşunu esas) alırlar (ve Benî Kantûra ile sulh yolunu) tutarlar. Böylece bunlar küfre düşerler.

“- Bir fırka da çocuklarını geride bırakıp onlarla savaşırlar. İşte bunlar şehit olurlar.”8

Allah Resûlü (asm) bu hadislerinde, Müslümanların kıyamete yakın zamanlarda,

1- İman zaafına düşeceklerini, 2- İyiliği emredip, kötülükten sakındırma işini ihmal edeceklerini, 3- İman zaafından dolayı yer yer iç kargaşaya ve iç kavgalara sürükleneceklerini, 4- Kötülerin ve zâlimlerin mâsûmlar üzerinde hâkimiyet kuracaklarını, 5- Dünyada kötülerin ve şerirlerin şiddetli rahatsızlık unsuru olacaklarını haber vermiştir.

Hadislerde Müslümanların Yahudilerle savaşacakları açık bir dil ile bildirilmiştir. Bu savaşta Müslümanların saldırgan taraf olmayacağını da hadîslerin metninden anlamak mümkündür. Müslümanlar dâvâlarında haklı bulunacaklardır. Bundan dolayı Müslümanlar; Müslüman olsun gayr-i Müslim olsun dünya kamuoyunu arkalarına alacaklardır. Hadiste taş ve ağacın konuşması, insanlığın ortak vicdanına, yani dünya halklarının ortak sesine teşbihtir.

Demek, dünya kamuoyu Yahudi’leri tasvip etmeyecektir. Ancak Yahudi’leri saldırganlıklarında tasvip eden, onlara destek veren, onları koruyan ve kollayan ve onlar adına savaşan bir kavim olacaktır. Bu kavim, istikbali çok net gören Peygamber Efendimiz (asm) tarafından “Garkad Ağacı” olarak tasvir ve teşbih edilmiştir.

O zaman henüz kurulmamış olan Basra ve Bağdat şehirlerinin kurulacağını ve buralarda Müslüman halkın yaşayacağını Allah Resûlü (asm) mucizevî bir şekilde haber vermiştir. Nitekim bu hadis-i şerife Üstad Bedîüzzaman Hazretleri de temas etmiştir.9

Bilindiği gibi hicrî 656 tarihinde Bağdat bir kez de Hülâgu tarafından yakılıp yıkılmıştır. Böylece Benî Kantûrâ’nın yorumu çıkmıştır. Fakat günümüzde Yahudilerle dirsek teması bulunan Amerika ve İngiltere’nin Bağdat’ı ve Basra’yı yeniden yakıp yıkması, Benî Kantûrâ zulmünü, bu defa Yahûdî’lere destek veren Garkad Ağacı teşbihiyle birlikte, bir defa daha gündeme getirmiştir.

Günümüzde Yahudi fitnesinin Ortadoğu’yu ne derece ateş cehennemine çevirdiği malûmdur. Hadislerden anlaşılan odur ki, Yahudi’ler bozguna uğratılıncaya kadar bu savaş ahir zamanın acı bir musibeti olarak devam edecektir. Allah hayıra tebdil eylesin. Âmin.

Haşiyeler-Dipnotlar:
1- Tirmizî, Fiten 9, (2171).
2- Tirmizî, Fiten 27, 30, (2196);
3- Bakınız: Müslim, Fiten 18, (157); Tirmizî, Fitne, 28
4- Müslim, Fiten, 80
5- Müslim, Fiten, 81
6- Müslim, Fiten, 82
7- Buhârî, 12/2123
8- Ebu Davud, Mehalim 10, 4306
9- Mektûbât


Tarih: 13:32, 1/8/2007 Kategori: KIYAMET
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Ye’cüc ve Me’cüc’e karşı Sedd-i Zülkarneyn

“Zülkarneyn kimdir? Zülkarneyn’in Seddi bu gün mevcut mudur? Mevcutsa nerededir? Bazı kimseler Zülkarneyn’in uzaya çıktığını söylüyor; doğru mudur? Ye’cüc ve Me’cüc ne demektir? Ye’cüc ve Me’cücün kıyametin kopmasıyla alâkası nedir?”


 

Hazret-i Zülkarneyn (as), Kur’ân’da ismiyle zikredilen sâlihlerdendir. Kimliği konusunda açık bir âyet veya hadis olmadığı için nebî mi olduğu, velî mi olduğu, sâlih bir padişah mı olduğu hep tartışma konusu olmuştur. Bazı müfessirler, Kur’ân’da Allah’ın “Yâ Ze’l-karneyn”1 şeklinde hitap ettiğinin bildirilmesini nazara alarak nebî olduğunu; bazıları da velî olduğunu söylerler. Bu konudaki ihtilâfa Üstad Bedîüzzaman (ra) son noktayı koyar: Zülkarneyn, Allah’ın kendisini teyit ettiği, hususî güç ve kuvvet verdiği2, Yemen Padişahlarından bir şahıstır ki, Hazret-i İbrahim (as) zamanında yaşamış ve Hazret-i Hızır’dan ders almıştır.3

Zülkarneyn, “İskender” olarak da tanınmıştır. Her ne kadar Fahrüddin Râzî, tefsirinde Yunanlı İskender’in Zülkarneyn olduğunu söylemişse de; Milattan takriben üç yüz sene önce yaşamış ve Aristo’dan ders almış olan Yunanlı İskender’in tarihî bilgiler açısından Zülkarneyn olamayacağında müfessirlerin çoğunluğu birleşmişlerdir.4 Bedîüzzaman (ra) da Zülkarneyn’in, Yunanlı İskender olmadığını kaydetmiştir.5

Hazret-i Zülkarneyn’in, Ye’cüc ve Me’cüc denilen bozguncu, fitne ve fesatçı, mütecaviz, vahşî, saldırgan, yağmacı, yıkıcı ve zalim iki kabilenin şerrinden ve saldırılarından medenî ve mazlum kavimleri korumak için bir sed binâ ettiğini, yine Kur’ân bildiriyor.6 Kur’ân, bu seddin nerede inşâ edildiğinden ise açıkça bahsetmiyor. Dolayısıyla bu konu da bize kapalıdır. Kimi müfessirler bunun Çin Seddi olduğunu, kimileri Yemen’de bulunan Me’rib Seddi olduğunu, kimileri Ermenistan ile Azarbeycan’ın iki dağı arasında (Kafkasya’da) bulunan Derbent’teki demir kapı olduğunu, kimileri Buhârâ’nın ortasında yer alan Kokya dağı bitişiğinde bulunduğunu, kimileri de bu seddin zamanla höyük şeklinde örtülerek bir dağ şeklini alıp kaybolduğunu nakleder. Rivayetler muhteliftir. Tarihte bu isme lâyık birçok sedlerin yapıldığı da bir gerçektir. Burada açık olan, bu seddin demir ve bakır eritilip dökülerek müstesna bir inşâ tarzı ile yapılmış olduğudur.7 Bedîüzzaman (ra) bütün bu müfessir görüşlerini naklettikten sonra Çin Seddinin, Kur’ân’ın bahsettiği İlâhî takviye ile yapılmış sed olduğunu söylemenin “caiz” olduğunu kaydeder.8

Bu sed için Hz. Zülkarneyn’in; “Bu, Rabb’imden bir rahmet eseridir. Rabb’imin vaad ettiği vakit geldiğinde onu yerle bir eder; Rabb’imin vaadi haktır” sözü de Kur’ân’ın verdiği haberler arasındadır.9

Hazret-i Zülkarneyn’in uzaya çıktığı konusunda ise ne Kur’ân’da, ne de hadislerde hiçbir açık bilgi yoktur. Zülkarneyn’in uzaya çıkmış olabileceği meselesi tamamen delilsiz bir yorumdan başka bir şey değildir. Hatta zorlama bir yorum olduğu da söylenebilir. Allah dilerse elbette bir kulunu yalnız uzaya değil; dilediği her yüceliğe çıkarabilir; ama eğer Kur’ân’da veya sahih hadislerde böyle bir haber yoksa açık delilin bulunmadığı bir konuda susmak, yorum yapmaktan daha evlâdır diye düşünüyoruz.

Ye’cüc ve Me’cüc meselesine gelince; Ye’cüc ve Me’cüc’ün bozguncu, fesatçı, yıkıcı ve zalim iki kabile olduğunu yukarıda söylemiştik. Bu kabilelerin Hazret-i Nuh’un oğlu Yafes’in torunlarından iki kabile olduğunu söyleyenler olduğu gibi; Moğol ve Mançur taifeleri olduğunu söyleyenler, kuzey doğu kavimlerinden birer kavim olduğunu söyleyenler, insanoğlundan medeniyeti bozmaya ve yıkmaya vazifeli bir taife olduğunu söyleyenler ve nihayet Allah’ın mahlûkatından yerin üstünde veya içinde insan veya insan olmayan, ama insanoğlunun kıyametine sebep olan bir taife olduğunu söyleyenler de mevcuttur.

Bedîüzzaman hazretleri (ra) bu konudaki ihtilafı da şu hükmüyle gideriyor: Ye’cüc ve Me’cüc, bozguncu, yıkıcı, fesatçı, medeniyet ve huzur toplumlarının eceli hükmünde Allah’ın mahlûkatından iki taifedir.10

Bediüzzaman ayrıca, Kur’ân’ın Ye’cüc ve Me’cüc ismini verdiği Moğol ve Mançur kabilelerinin, eski zamanlarda yanına birkaç kavmi de alarak Avrupa ve Asya’yı birkaç defa yakıp yıktıkları gibi; gelecek zamanlarda da Ye’cüc ve Me’cüc vazifesini gören anarşi ve terör gruplarının dünyayı zîr ü zeber edeceklerini, ahirzaman hadislerinin işaretiyle belirtir.11

Haşiye-Dipnot:
1-Kehf Suresi, 18/86;
2- Muhakemat
3- Lem’alar
4- Tecrit Terc. IX/98;
5- Lem’alar
6- Kehf Suresi, 18/95;
7- Kehf Suresi, 18/96;
8- Muhâkemât
9- Kehf Sûresi, 18/98;
10- Muhâkemât

11- Şuâlar


Tarih: 13:32, 1/8/2007 Kategori: KIYAMET
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı
<- Son Sayfa Sonraki Sayfa ->


BLOG DESİNG BY EDACA30